Akut Arter Tıkanıklığı
Bir ekstremite ya da organa giden arteriyel kan akımının ani olarak kesilmesine akut arteriyel tıÂkanma adı verilir. Bu durum hemen giriÅŸim yapılÂmasını gerektirir. Yeterli bir kollateral ağının geliÅŸÂmediÄŸi hastalarda irreversibl bir iskemiye doÄŸru ilerleme görülecektir. Bu olgularda muayene ve göÂrüntüleme yöntemleri ile tanının en kısa zamanda konması ve akımın yeniden saÄŸlanması temel amaçtır. Bu arada, akut tıkanmanın hangi etyoloji ile olduÄŸu araÅŸtırılır. Emboli, tromboz ve travma gibi nedenlere baÄŸlı olarak hem giriÅŸim hem de sonraki medikal tedavi ölçütlerinde farklı tedavi protokolleri uygulanabilir. Akut arter tıkanması sonucunda ekstremitenin canlılığının devamında ciddi sorunlar ortaya çıktığında ilk amaç revaskü-larizasyonun bir an önce saÄŸlanmasıdır.
Akut arter tıkanmasının oluÅŸtuÄŸu bölge, kollate-ralizasyon durumu, iskemi süresi doku kaybının geliÅŸip geliÅŸmeyeceÄŸini gösteren bulgulardır. Bu hastaların yaklaşık yarısında gangren geliÅŸir. Etyo-lojinin de bu sonuçlara katkısı önemlidir. TıkanmaÂnın emboli nedeni ile gerçekleÅŸmesi tromboza göre daha kötü sonuçlara yol açabilir. Ekstremitenin isÂkemiye dayanma süresi ile ilgili olarak 6-8 saat gibi klasik bilgi olarak yer almıştır. Ancak bu deÄŸer çok deÄŸiÅŸkendir. Özellikle kollaterallerm varlığı bu süÂreyi uzatan temel faktördür.
Klinik Bulgular
Akut arter tıkanması sonucunÂda aÄŸrı, paralizi, parestezi, ısı farkı, solukluk, na-bızsızlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu belirtiler İngilizce karşılıkları nedeni ile 6P olarak kısaltılabi-lir (Pain, Pallor, Pulselessness, Paresthesia, Paraly-sia, Poicylothermia). Bunlar içinde en sık görüleni aÄŸrıdır. Olguların dörtte üçünde ani baÅŸlayan, ÅŸidÂdetli ve hastanın en yakın saÄŸlık kuruluÅŸuna baÅŸÂvurmasına neden olabilecek ciddiyettedir. Diabetik hastaların bazısında nöropati varlığı nedeni ile his-sedilmeyebilir. DiÄŸer iskemi bulgularına raÄŸmen aÄŸrı yoksa duyu kaybına yol açan ileri iskemiden sözedilebilir.
Duyu ve motor kaybın geliÅŸmesi, geri dönü-şümsüz kaybın çok yakın olduÄŸunu gösterir. GeÂnellikle tıkalı arteriyel segmentin bir sonrasındaki eklem seviyesi ısı farkı için bir geçiÅŸ noktası kabul edilebilir. Isı farkının çok belirgin olması ve ciltte yama tarzında siyanoz alanlarının olması ve kas gruplarında sertlik ciddi iskemi bulgularıdır. NaÂbızların palpe edilememesi her zaman akut arter tıÂkanması bulgusu deÄŸildir. Ama diÄŸer bulgularla birlikte olması önemlidir. Genel olarak tıkanma düÂzeyinin bir üstündeki nabız hissedilebilir.
Akut arter tıkanma tanısının konulması aÅŸamaÂsında anamnez ve muayene çok önemlidir. ÇoÄŸu zaman sadece bu bilgilerle daha ileri bir görüntüleÂme yöntemine gereksinim duyulmadan giriÅŸim yaÂpılabilir. Çünkü akut tıkanmalar çok hızlı hareket edilmesi gereken durumlardır. Hastanın muayeneÂsi sırasında ayırıcı tanıda sinir kökü basısına baÄŸlı hastalıklar, derin ven trombozu, lenfanjit, fungal enfeksiyonlar gibi durumlar gözönüne alınır.
Akut arter tıkanması ile acil kliniğe başvuran hastalarda etyolojide emboli ile tromboz ayırımının yapılması çok önemlidir.
Akut Emboli
Emboli, herhangi bir oluÅŸumun bulunduÄŸu yerÂden kan yolu ile bir baÅŸka bölgeye giderek tam ya da kısmi tıkanmaya yol açmasıdır. Akut emboli, akut arter tıkanmasının sık bir nedenidir. HastalaÂrın çoÄŸunda ciddi kardiovasküler hastalık, diabet, hipertansiyon, kronik obstrüktif akciÄŸer hastalığı gibi ek patolojiler vardır.
Etyoloji: Tüm embolilerin %80-85′i kalp kayÂnaklıdır. Bu hastaların ise %75′inde atrial fibrilas-yon vardır. Ateroembolizm deyimi ise aterosk-lerotik bir plaktan arteriyel embolizasyon oluÅŸması için kullanılır.
Ender görülen bazı emboli ÅŸekilleri vardır. Ve-nöz sistemdeki bir embolinin kalp içi bir yolla (örÂneÄŸin açık foramen ovalis) arteriyel sisteme geçmeÂsi ile oluÅŸan emboliye paradoks emboli adı verilir. Bazı hiperkoagülobilite durumlarında da periferik embolizasyon olabilir. Olguların %5-10′unda emÂboli kaynağı bulunamaz.
Emboliler genellikle arter lümeninın aniden daÂraldığı yerlere oturur. Bu nedenle hastaların %35-50’sinde femoral bifurkasyonda, %15-17’sinde ise popliteal arterde yerleÅŸirler. Hastaların %10′unda ise emboli üst ekstremiteye yerleÅŸir Geri kalanları ise serebral ve visseral yerleÅŸimlidir
Tanı: Akut emboli nedeni ile geliÅŸen iskemi taÂnısını koymak zor deÄŸildir. Periferik embolili hasÂtalar genellikle atrial fibrilasyonu veya karında pal-pabl bir anevrizması olan, soÄŸuk bir ekstremitede ani baÅŸlayan aÄŸrısı olan ve otaraf nabızları alınamaÂyan bir profil çizerler. İskeminin süresi ve ciddiyeÂtine göre daha önce sözedilen ek bulgular (pareste-zi, paralizi) bulunabilir. Embolizasyon visseral orÂganlara olursa o organlara ait iskemi bulguları orÂtaya çıkabilir. Ayırıcı tanıda zorluk oluÅŸursa eko-kardiografi, Dupleks Ultrasonogratı, arteriografi gibi daha ileri incelemelere gerek duyulabilir. Akut emboliden ayrılması gereken en önemli tablo akut arteriyel trombozdur.
Akut Emboli Tedavisi
İskemi reversibl dönemde iken emboli-yi Fogarty balonlu kateter ile çıkartmak cerrahinin klasik tedavi yöntemi haline gelmiÅŸtir. Hastaların % 80-90′mda tedavi saÄŸlar. Ancak uzun vadede hastaların % 25 kadarında ampütasyon geÂrekir. İskemi irreversibl döneme girdiÄŸinde emboÂlektomi iÅŸlemi, dokuda birikmiÅŸ toksik maddelerin kana karışmasına ve mortalitenin yükselmesine neÂden olacağından uygulanmamalıdır. Bu durumda ampütasyon endikasyonu vardır. Ameliyat sonrası dönemde antikoagülan tedavi gerekir; mural trom-büs veya kapak hastalığı olanlarda tedavi yaÅŸam boyu devam ettirilir. Bunun dışında, bazı özel en-dikasyonlarda ürokinaz, r-tpa gibi pıhtı eriticilerle trombolitik tedavide uygulanabilir.